Toza Sor (Arthur Bandini Destanı #3) - John Fante - PDF E-EKİTAP ÜCRETSİZ Oku, İndir

Aim for the task of upscalerolex.to desires.

Toza Sor (Arthur Bandini Destanı #3) – John Fante

Toza Sor (Arthur Bandini Destanı #3) – John Fante

Lisans / Fiyat: Ücretsiz
Yıl: 2012
Eklenme: Ocak 21st, 2024
Dil: Türkçe
Sayfa: 160
Yazar: John Fante

1.369 Kişi Tarafından Görüldü

Bukowski’nin “Benim Tanrımdı” dediği yazarın başyapıtı…

Charles Bukowski gençlik yıllarında kütüphanede tesadüfen kitaplarını keşfettiği Fante’yi hiç unutmamış.

Tanınmış bir yazar olunca, Fante’yi keşfinden 39 yıl sonra, 80’li yıllarda, kitaplarını basan yayın evine önermiş. Fante hayattayken kitaplarının yeniden basıldığını görmüş.

Charles Bukowski, “Fante benim Tanrı’mdı” diyor Toza Sor’un önsözünde. John Fante gerçekten de iyi bir yazar. Kendi yaşamından yola çıkarak yazıyor eserlerini.

Toza Sor’da yazarlık yaşamının, gençliğinin ilk yıllarını anlattığı dörtlemesinin en tanınmış romanı. Çölde bir toz bulutuna kapılıp giden muhteşem bir aşkın öyküsünü anlatıyor.

Toza Sor’u okuduğunuzda gerçekçi anlatımı sizleri de etkileyecek ve Bukowski’ye hak vereceksiniz.

Aç, ayyaş ve yazar olmaya çalışan genç bir adamdım. Daha çok Los Angeles Halk Kütüphanesi’nde okurdum ve okuduklarım ne benimle, ne sokaklarla, ne de etrafımdaki insanlarla bağdaşıyordu.

Herkes sözcük oyunları peşindeydi sanki, süslü cümleler kurup hiçbir şey söylemeyen yazarlar mükemmel addediliyorlardı. Yazıları beceri, kurnazlık ve biçim karışımıydı ve öğretiliyor,özümseniyor ve okunuyorlardı.

Herkesin işine gelen bir tertiple, çok düz ve kurnaz bir Dünya Kültürüile karşı karşıyaydık. Biraz kumar ve tutku bulabilmek için devrim öncesi Rus yazarlarına gitmek gerekiyordu. İstisnalar vardı, ama sayıları o kadar azdı ki bir süre sonra onlar da tükeniyor, kendini raflar dolusu can sıkıcı kitaba bularken buluyordun.

Geçmiş yüzyılların edebiyatına ve bütün olanaklarına rağmen çağdaş yazarlar iyi değillerdi.Raflardan çekip göz attıktan sonra yerine koyduğum kitapların sayısı bini geçer. Neden kimse birşey söylemiyordu. Neden kimse haykırmıyordu?

Kütüphanenin başka odalarını da denedim. Din kitaplarının bulunduğu oda devasa bir bataklıktı -benim için. Felsefeye girdim.

Beni bir süre için neşelendiren iki sert Alman buldum, sonra o da bitti.Matematik denedim ama yüksek matematik din’den farksızdı; üstümden kayıp gidiyordu. Aradığımmevcut değildi sanki.

Bizlere destek olmak için Lütfen Yorum Yapınız.