Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum - Mitka Grıbçeva - PDF E-EKİTAP ÜCRETSİZ Oku, İndir

Aim for the task of upscalerolex.to desires.

Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum – Mitka Grıbçeva

Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum – Mitka Grıbçeva

Lisans / Fiyat: Ücretsiz
Yıl: Aralık 2018
Eklenme: Haziran 29th, 2019
Dil: Türkçe
Sayfa: 504
Yazar: Mitka Grıbçeva

1.409 Kişi Tarafından Görüldü

Nazi Ordusunun zulmünün doruğa ulaştığı 1940’lı yıllar. Halk günlük gereksinimlerini bile karşılayamaz bir durumda. Büyük bir acı ve önlenemez bir yoksulluk yaşanıyor.

Tüm kötü koşullara ve olanaksızlıklara karşın, halk, kadını erkeği, genci yaşlısıyla direniyor. Faşizme karşı direnenler Vatan Cephesi’nde birleşerek, faşizmin en karanlık günlerinde özgürlük için umut ışığı oluşturuyor.

Bu roman o unutulmaz isimsiz kahramanların, direnişinin unutulmaz öyküsüdür. Romanın yazarı Mitka Grıbçeva da direnen partizanlardan biri. Artık onun adı adı Ognyana’dır. Onun ve arkadaşlarının bu mücadelesi, faşizmin kesin yenilgisine dek sürer.

Çok yıllar geçti o zamandan beri, ama çocuklar: “Anne, bize çocukluk günlerinden birşeyler anlat,” dediler mi gözümün önünden sinema şeridi gibi, iyi ve kötü türlü anılar geçer.

1916 yılında doğdum. Köyde küçük, viran bir evde oturuyorduk. Kulübeye benziyordu evimiz, ancak bir metre kadar yüksekliği vardı yerden. Saklambaç oynarken çok kez evin üstüne çıkar, bacanın ardına saklanırdık.

Bir iki kiremit2de kırdık mı, annem adamakıllı pataklardı bizi, çünkü ekmeğimizden kesmek gerekiyordu onarımı için.Beş çocuktuk, dördü oğlan biri kız. Hepimiz hasır döşeli geniş bir sedirde, bir örtü altında yatardık, iki kaba kilimimiz vardı, birini altımıza döşer, diğerini de örtünürdük.

Odanın yarısını kaplıyordu sedir. Geri kalan toprak sıvalı döşemede birkaç alaca testi ile anneme düğününde sağdıcının hediye ettiği iki bakraç vardı dizili.Yılların kararttığı alçak bir sini, üç ayaklı birkaç iskemle ve köşede bir de sandık; işte bunlardan ibaretti bütün ev eşyamız.Annem iri yapılı, ama hastalıkların ve yoksulluğun işkencesinde ezilmiş bir kadındı.

Örekesi daima belinde, sümek eğirir ve bize gençliğinde başından geçenleri anlatırdı sık sık. Biz de Makedonya Bulgarlarının katliamlardan nasıl kaçtıklarını, haydut çetelerini, amcası komita Makedon Hristo’nun mertliğini,ağzımız açık, merakla dinlerdik.

Beyler, komita Makedon Hristo ile başa çıkamayınca, bütün sülalesini kovmuşlar, dedem kalabalık ailesiyle yurdunu terk edip Bulgaristan’a gelmek zorunda kalmış ve Lukovit’e bağlı Radomirtsi köyüne yerleşmiş.

Sonra annem bu firar sırasında büyük kardeşlerinden Hristo ile Kosta’nın yolda nasıl kaybolduklarını, babalarının yıllarca onları Bulgaristan’da nasıl aradığını anlatırdı.

En sonunda bulduğu zaman onlar artık evliymişler. Hristo,Byala Slatinan’ın Sirupen köyünde papazın evine sığınmış.

Bizlere destek olmak için Lütfen Yorum Yapınız.